Yepyeni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yepyeni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2010 Pazar

Avantajlı alışveriş böyle olur: Sezonist

Biliyorsunuz internette alışveriş ve e-ticaret konusunda çeşitli yazılar yayınlıyorum. Bu kez Türkiye'de bir ilki gerçekleştiren bir projeden bahsetmek istiyorum: Sezonist. Sezonist'i kısaca özetlemek gerekirse, anlaşamalı mağazaların indirim veya promosyon kuponlarını yayınlayan bir site demek yeterli olur.  Kuponunuzu alıyorsunuz, alışverişinizi mağazadan yapıyorsunuz. En önemli avantajınız sezon sonunu beklemeden,  o sezonun ürünlerini bakarak, deneyerek ama indirimli olarak satın almak.

18 Ekim 2010 Pazartesi

Çapa-marka Limonata

Nişantaşı'nın tartışmalı alışveriş merkezi City's'de yeni bir mekan açıldı: Limonata. İzzet Çapa'nın Çapa-marka konseptli mekanlarından biri olan Limonata, gerilla usulü çalışan bir mekan olarak tanımlıyor kendini (o da ne demekse...). Citylife sinemalarının geniş fuayesine ve balkonuna kaşla göz arasında inşa edilen (çok büyük bir mekandı burası, şimdi bölünmüş ve bir restoran-bar yapılmış) Limonata, açılır açılmaz popüler oldu. Twitter'da "ay ne kalabalık, yer bulamadık" şikayetlerinin yükselmeye başlaması Çapa'nın amacına ulaştığını gösteriyor ama bilirsiniz, şişman kadın şarkı söylemeden gösteri bitmez...

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Gucci Guilty için siyah-beyaz reklam filmi


GUCCI GUILTY -- THE TRAILER
Yükleyen domdylan. - Diğer yaşam ve moda videoları.

Gucci'nin yeni kadın parfümü Guilty için ünlü çizgi roman yaratıcısı ve yönetmen Frank Miller kolları sıvamış. 32 saniyelik siyah-beyaz trailer şu sıralar internette dönüyor. Eylül ayında reklam filminin dağıtımı yapılacak, o zaman tamamını izleyebileceğiz. Sin City, 300 ve  Batman: The Dark Knight Returns gibi filmlerin yaratıcısı Frank Miller, Gucci Guilty için yine siyah-beyaz bir tema tasarlamış. Şimdilik trailer ile idare ediyoruz. Bulunca filmin tamamını ekleyeceğim. Gelişmeleri Gucci'nin Facebook sayfasından da izleyebilirsiniz.

15 Temmuz 2010 Perşembe

iPad kılıfı mı arıyorsunuz?




iPad'in kendisi Türkiye'ye gelmeden (Eylül'de geleceği söyleniyor) hakkında pek çok şey yazıldı. iPad gelir gelmez almak için şimdiden hazırlık yapıyorsanız, bir de kılıf almanız gerekecek. Tüm şahane Apple ürünlerinde olduğu gibi iPad'de de harika bir ekran var ve çizilecek diye aklınız gidecek. Ayrıca iPad elde kullanmak için tasarlanmış bir cihaz. Masanın üzerine koyayım da bilgisayar gibi kullanayım derseniz bir ayağa ihtiyacınız olacak. Piyasada resim çerçevelerinin desteklerine benzeyen iPad ayakları da var. Sizler için derledim.

2 Nisan 2010 Cuma

Tuttuğun altın olsun! (Yediklerin neden olmasın?)

Takip ettiğim bloglardan birinde (The Urban Grocer) resmini gördüğünüz yiyecek boyasını gördüm. Domatesi altın rengine boyamak pek iyi bir fikir olmayabilir ama, yiyeceklerin sunumuna önem verenler için harika bir haber doğrusu. Esslack spreyin altın ve gümüş renginde olanları var. Sağlığa zarar vermeyen bu gıda boyası ile bence harika pasta dekorları yapılabilir. Ahududu, çilek gibi küçük meyvelerin boyandığında harika görünebileceğini hayal ediyorum.

Esslack sprey bir Alman sitesi olan Deli Garage'da satılıyor diye yazılmış haberde.  Deli Garage'a girdiğimde ürün stokta kalmadı uyarısını gördüm.

NOT: The Urban Grocer da, Deli Garage da internet üzerinde yaratıcılığın şahikası iki site. Bu gibi iş modelleri hakkında bir yazı yazmayı da planlıyorum.

21 Mart 2010 Pazar

Komşu Fırın'ın Osmanlı Ekmeği

Geçtiğimiz hafta Komşu Fırın'dan bir ekmek aldım. Bugün Pazar ve hala aynı keyifle yiyorum,  ekmeği henüz bitiremedim. Yeni ürün Osmanlı Ekmeği. Resimde gördüğünüz gibi kocaman bir somun. Kabaca 600-700 gr. gelir. Üzeri irmikle kaplı. İçinde irmik ve zeytinyağı var. Kabuğu çıtır, içi yumuşak ama sünger gibi değil. Dilimleri kocaman. Resimdeki dilimler fazla gözenekli, benim aldığım ekmeğin gözenekleri bu kadar büyük değil. Ekmeğimi kesekağıdıyla birlikte ağzı kapalı bir poşette tutuyorum, hala bayatlamadı. Şiddetle tavsiye ederim. Burada basın bülteninden ürün tanıtımı yapıyormuş gibi oldu ama, gerçekten çok beğendiğim için bu ekmeği tavsiye etmek istedim. Bu dolgun ekmeği yedikten sonra, bakkal ekmeklerinin ya da paketli ekmeklerin bu kadar hafif olması için neden yapıldığını merak ediyor insan...

25 Şubat 2010 Perşembe

Hem tanıdık hem yepyeni: Vogue Türkiye

Vogue Türkiye'nin birinci sayısı bugün bayilerde. Nihayet. Dün ise derginin özel olarak numaralanmış ilk 1000 kopyası, koleksiyonerler için özel olarak satışa sunuldu. 11, 12 ve 13 numaralı kopyaları aldım. İşte izlenimlerim.

10 Şubat 2010 Çarşamba

Küp şeklinde havyar

İnternette gördüm çok ilgimi çekti. Ünlü havyar üreticisi Petrossian, özel bir yöntemle havyarı presleyerek küp şeklinde havyar ezmesi parçaları oluşturmuş. 20 gr.'lık kavanozlarda 45 Dolar'a satışa sunuluyor. Her kavanozda ortalama 18 adet küp var. Küpler havayla temas etmesin diye özel bir yağ kullanılıyor, havyarın aromalı bu yağı dökmeyip başka yemeklerde de kullanabiliyorsunuz.


Peki bu havyar neyle nasıl sunuluyor? LA Times'ta yazılanlara göre, Hollywood'taki Petrossian Boutique and Restaurant'ın menüsünde limon ve füme somonlu linguini ve votkayla birlikte sunuluyormuş. Hmmm, ilginç... New York Times'taki bir makalede de yukarıdaki kanape fotoğrafını gördüm. Denemek lazım...

2 Şubat 2010 Salı

Richard Branson, şimdi de okyanusları fethediyor!

 
 Dünyadan uzaya ticari uzay yolculuklarını başlatan çılgın girişimci, macera tutkunu Richard Branson yeni bir ticari girişimiyle hayalgücünün sınırlarını zorlamaya devam ediyor. Branson'un yeni fikri, özel yapım bir denizaltı ile okyanuslarda turist gezdirmek. San Fransisco merkezli Hawkes Ocean Technologies ile anlaşan Branson, özel yapım Deep Flight Merlin modelini kendi müşterilerinin hizmetine sunuyor. 

7 Aralık 2009 Pazartesi

İlle de fast food yiyecekseniz: Nordsee

Hafta sonları alışveriş merkezlerinde kendini McDonald's ya da Burger King'e götürtmek için ağlayan, tepinen çocuklar görürüz ya hani... Çocukların fast food ile tuhaf bir ilişkileri var günümüzde. Fast food'a bayılırlar, taparlar. Fast food bir çeşit ödüldür, arzu nesnesider, ne kadar yeseler doymazlar... Anneler babalar istemezler çocuklarının her fırsatta fast food yemelerini, fakat madem söz dinletilememiştir ve Burger King'e gidilmiştir (mesela), oldu olacak baba da şu double whopper menüden yiyiversindir bugünlük... Böyle diye diye kim kimi kandırır bilmem. Doktorları kandıramadığımız kesin: Tüm dünya obezite, şeker, kolesterol, kalp ve tansiyon sorunlarıyla boğuşmaya başladı. Bir numaralı suçlusu: Fast food.

Geçenlerde Türkiye'deki ilk şubesini Beyoğlu'nda açan Nordsee'yi görünce aklıma hemen bloguma yazmak geldi. İlle de fast food yenecekse, balık yensin. Nordsee franchise bir işletme olarak pek çok yeni şube açmaya hazırlanıyormuş. Beyoğlu'ndaki şubesi oldukça temiz ve dingin. Bangır bangır müzik yok, dekorasyonu pek de fast food restoran konseptine benzemiyor. Avrupa'daki şubelerde balığın yanında verilen bira ya da şarap için Türkiye'de ruhsat alınamıyor. Bu nedenle eskiden aynı binada hizmet veren İstavrit ile binayı ortak kullanmaya karar vermişler. Üst katta İstavrit'in mekanında biranızı içebilirsiniz.

Nordsee'de fiyatlar hem ucuz, hem pahalı. Ekmek arası balık ya da karides, yanında ücretsiz içeceğiyle 8-9 TL civarında. Fırında ya da ızgarada hazırlanan balık tabakları, karides, böcek vb. ise 20 TL'dan başlıyor.

NOT: Resimde İstiklal Caddesi'ne bakan cephedeki iştah açıcı sandviçleri görüyorsunuz. Daha iştah açıcı resimler için Nordsee'nin sitesini inceleyebilirsiniz.

5 Aralık 2009 Cumartesi

İyi şeyler (widget, blidget, zımbırtı, cici, kırıntı...)

Dün ikinci sağ sütuna yeni bir bölüm ekledim: İyi şeyler diye. Tatlı Hayat'ı okuyanların önemli bir kısmının yemek tarifi ararken arama motoru tarafından yönlendirilmesi nedeniyle iki büyük yemek sitesi Epicurious ve Chow'un widget'larını koydum. Arama motoruna "1 cup kaç bardak eder?" türünden şeyler yazarak ölçü çevrimi yapmaya çalışanlara ise bir çevrim cetveli widget'ı koyarak hizmet ediyorum. Yabancı sitelerdeki yemek tariflerinde gördüğünüz metrik olmayan ölçüleri metrik ölçülere ve Fahrenheit dereceyi Centigrad dereceye kolayca çevirmeye yarıyor. Aslında daha önceki bir yazımda referans verdiğim Traditional Oven'daki çevrim cetveli daha kapsamlı çünkü hacim ölçüsünü malzemeye göre ağırlığa çevirmeniz de mümkün. Örneğin 2 su bardağı (400 ml.) unun kaç gram geldiğını bulabilirsiniz, ya da tersini yapabilirsiniz.

Yaşasın widget'lar! Türkçe'de adı olamadığı için cici, kırıntı ya da zımbırtı diye adlandırılan "iyi şeyler"... Bu arada bir blogun yeni yazılarını tanıtmaya yarayan widget'lara da blidget deniyormuş. Bunu da öğrenmiş olduk.

NOT: Meraklısına Tatlı Hayat blidget'ı burada.

7 Temmuz 2009 Salı

Yemekseverler diyet yapabilir mi?



Adı çok iddialı bir kitap var elimde: Çatal - Yemekseverlerin Gerçek Diyet Kitabı. Kitapçıda görsem şöyle bir karıştırıp yerine koyardım. Bende olmasının sebebi, yazarının doktorum olması. Doktor Murat Görgülü iç hastalıkları uzmanı. Kitabın tanıtım bölümünde, insanların beslenme bozukluğuna bağlı hastalıklar konusunda bilinçlendirilmesi ve rahat okunabilir bir kaynak olması için yazıldığı anlatılıyor. Oysa, kitabın adını görünce ne umuyoruz? Şöyle Mehmet Yaşin gibi ağzımızı şapırdata şapırdata yiyeceğimiz (ama hiç kilo almayacağımız), "damağımızı çatlatan" yemek tarifleriyle dolu bir kitap bulacağımızı umuyoruz, değil mi? Yok öyle bir şey! Yanlış anlaşılmasın, kitapta yemek tarifleri var elbette. Yok dediğim şey, öyle kendimizden geçip önümüze konan her şeyi yiyip de incecik kalmak...

Kitabımıza dönecek olursak, kitabın içinde besin maddelerinden vitaminlere kadar beslenmeyle ilintili pek çok kavram anlaşılır bir dille açıklanıyor. Şişmanlığa bağlı hastalıklar, obezite, diyet türleri ve etkileri anlatılıyor, egzersizin önemi vurgulanıyor. Buraya kadar, gazetelerde okuduklarımızdan pek farklı bir şey yokmuş gibi görünüyor. Hep yazılan temel konular. Kitabın içinde genişçe yer verilen kalori cetvelleri ve ayrıntılı besin değişim tabloları ise diyet yapanların kafalarındaki soru işaretlerini gidermelerine yarayacak bilgiler içeriyor. Aslında bu bilgiler, bence şu bakımdan önemli: Kilo vermeye karar veren biri diyetisyene gider. Eline "bir kibrit kutusu kadar peynir" diye başlayan bir liste verilir. Kişinin işi gücü vardır. Öyle her istediğinde 120 gr. ızgara tavuk göğsü yeme şansı yoktur. Diyetisyenini arar, "şimdi restorandayım, menüye bakıyorum, ızgara tavuk göğsü yerine şunu yesem olur mu?" veya "kiraz bulamadım, şeftali yesem olur mu?" diye sorar. Cep telefonunda uzun uzun pazarlık edilir, "onu ye, ama bunu yeme" diye... Benzeri hikayeler duymuşsunuzdur. Duymadınız mı? Yapmayın, çevrenizde hayatında en az bir defa ünlü ve pahalı diyetisyenlere gitmiş birileri mutlaka vardır. Ve mutlaka diyetisyeniyle bu tür konuşmaları yapmıştır... Özetle, öğrencilik günlerinize geri dönüp, besin türlerini hatırlarsanız, kitaptaki besin değişim tablolarında yer alan hangi karbonhidratın yerine hangisinden ne kadar yerseniz diyetinizin bozulmayacağını kolayca öğrenebilirsiniz. Yemekseverlere iyi haber! Hal böyle olunca da, kitaba göre yiyemeyeceğiniz pek bir şey kalmıyor. Üstelik ölçüler avuçla, bardakla, kaseyle veya adetle. İki köfte kadar et yemeniz gerektiğinde kabaca, göz kararı, ne kadar yiyeceğinizi kendiniz tayin edebilirsiniz. O an seçenekleriniz arasında et yoksa, protein olarak ne alabileceğinizi yine bu değişim tabloları aracılığıyla görebilirsiniz. Kitaba niye "yemekseverlerin gerçek diyet kitabı" dendiğini böylece anlıyoruz. Kitabın yaklaşık dörtte biri yemek tariflerine ayrılmış. Aralarında ekmek tarifleri bile var. Kitabı okuyunca göreceksiniz, ekmek diyetlerde yasaklanan bir yiyecek değil zaten. Aksine, tüketilmesi tavsiye ediliyor (hayır efendim, istediğiniz kadar değil).

Merak edenler kitabın içeriğini buradan görebilir ya da buradan sipariş vererek satın alabilir.

NOT: Bu gibi kitapların teorik bilgilerin derlendiği çalışmalar olduğunu düşünenlere, Doktor Murat Görgülü'nün, kendi de 20 kilo vermiş bir kişi olduğunu not düşmek istiyorum. Bundan sonraki kitabı da sanıyorum Crunch - Sporsevmeyenlerin Gerçek Egzersiz Kitabı adını taşıyacak...

17 Ağustos 2008 Pazar

Muji İstanbul'a geliyor



Ünlü Japon markası MUJI yakında İstanbul'da ilk mağazasını açıyor. Nişantaşı'nda Akkavak Sokak'ta açılacak mağazanın şu sıralar dekorasyonu yapılıyor. Dünyanın belli başlı şehirlerinde mağazaları olan MUJI, iyi tasarlanmış, kaliteli malzemeden üretilmiş, abartısız ambalaj ve sıfır reklam ile satışa sunulan düşük fiyatlı "günlük yaşam gereçleri" üretiyor. Marka olarak çevreye duyarlı ve sosyal sorumluluk sahibi imajı da tanınmasında ve takdir görmesinde hayli etkili.

Resimdeki saat, gözünüze hayli tanıdık gelebilir. MUJI'nin en bilinen ürünlerinden biri ve MUJI'nin tasarım anlayışını özetliyor: Sade, işlevsel, çağdaş, zekice fakat iddiasız, sizi yormayan, üzmeyen...

NOT: Eylül'e kadar bekleyemeyecek olanlar için MUJI'nin kırtasiye ürünleri Nişantaşı'nda Kare Kırtasiye'de satılıyor. YTL cinsinden fiyatlarını biraz pahalı bulabilirsiniz.

24 Mayıs 2008 Cumartesi

Çok yaşa Illy: Espressamente!



Kanyon'da metro girişindeki bir dükkanın açılmasını aylardır bekliyordum. Sonunda açıldı: Espressamente. Sabahları Kanyon Starbucks ile yaşadığım take away kahve kabusunun üzerine ilaç gibi geldi. Bu hafta henüz take away servisi başlamamıştı ama sanıyorum haftaya başlatırlar.

Yukarıdaki resim başka bir Espressamente'nin resmi. Espressamente, Türkçe'de 'çabucak' demek. 'Açıkça' olarak çevrilebilecek ikinci bir anlamı daha var. İtalyan kahveci Illy'nin kahve mağazası. Fakat tasarımı ve sunumu daha Avrupai (haliyle...)

Kanyon'dan tam metroya girişte, köşede kalmış minik dükkanlardan biri olmakla beraber, Espressamente'nin kısa zamanda favori olacağından hiç şüphem yok. Çünkü 19 Mayıs'ta başlayan sigara yasağı nedeniyle, Kanyon içinde sadece belli noktalarda sigara içilebiliyor. Bunlardan biri de Espressamente'nin yakınındaki bankların olduğu açık alan. İnsanlar doğal olarak bu civarda sigara içiyor. Yanında bir kahve de isterler herhalde...

29 Mart 2008 Cumartesi

Çaktıra çaktıra: Reklamlar!



Yeni pazarlama trendi "ağızdan ağıza pazarlama"nın internette öncüsü blog yazarları. Bir marka, ürün ya da hizmet hakkında kullanıcıların eşe-dosta verdiği tavsiye çok değerli olduğundan, ne kadar sadık kullanıcınız varsa ve markanız tavsiye ediliyorsa o kadar önemli... Blog yazarları da okuyucularına kendi hayatlarından birşeyler anlatıp "şunu sevdim, bunu sevmedim, buna bayıldım" türünden Nur Çintaylık yapmaya meraklı olduklarından (özellikle de kadın olanlar) PR şirketleri artık blog yazarlarına da basın bülteni gönderiyor (en azından bana gönderiyorlar. Nasıl yani, ben de mi Nur Çintaylık yapıyorum acaba??). Böylece güya "çaktırmadan" blog yazarlarına malzeme sağlayarak, dolaylı da olsa müşterilerinin reklamının (tanıtımının) yapılmasını sağlayacaklar
Bu hafta İtalyanlar'ın ünlü kahvesi Lavazza'nın market raflarında satılmaya başlandığının haberi geldi. İşte, çaktıra çaktıra yazıyorum. Reklama girerse girsin... İş yerinde Nescafe içmek zorunda kalan biri olarak, bu haberin pek çok kahveseveri ilgilendireceğini varsayıyorum: Artık Migros, Macrocenter, Carrefour, Metro, Real, Kipa marketlerinde Lavazza kahve bulabileceğiz. İsteyene çekirdek kahve, isteyene öğütülmüş. Umarım Lavazza bu konuda Illy'den daha istikrarlı çıkar. Meraklıları bilir zira, Illy'nin sevdiğiniz kırmızı etiketli paketini markette bazen bulur, bazen bulamazsınız.

13 Şubat 2008 Çarşamba

Sizin hala "lüks" bi şeyiniz yok mu?

Yazmamak için çok direndim ama, konu yine Martha Stewart. İnternette okuduğuma göre Martha Stewart'ın yayınevi Omnimedia, yeni bir dergi hazırlığina girişmiş. Tahmin edeceğiniz üzere dergi "lüks" kategorisinde olacak. Orta sınıf ev kadınları gastronomiyi, konuk ağırlamayı, banket menüsü hazırlamayı falan öğrenedursun; Martha'nın yeni dergisi daha üst sınıfa hitap eden, coffe-table periodical tabir edilen, şahane kağıda şahane baskıyla basılmış, katalog ebadında bir dergi olarak raflarda yerini alacak. W ya da Trump dergisi gibi A4'ten daha büyük bir ölçüde çıkması planlanıyormuş. Tabii bu bilgiler kesin değil, çünkü Omnimedia bu konuda açıklama yapmıyormuş.

Martha Stewart'ın girişimciliğine ve hırsına hayranım (!). Bu aralar herkesin ağzını sulandıran bir fikir var: "Lüks" kategorisine sokulacak bir şeyiniz varsa, tatlı para hayalleri kurabilirsiniz. Martha'nın lüks yaşam tarzı dergisi başarılı olacak mı, göreceğiz. Bu blogtan gelişmeleri takip edebilirsiniz.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails