Alışverişe giderken yanınızda alışveriş çantası alma alışkanlığınız yok mu? Bundan sonra olacak!
Resimde gördüğünüz alışveriş poşeti şeklindeki kırmızı çanta deriden yapılmış. Bana son derece orijinal geldi. Üzeri logolu naylon veya kağıt alışveriş torbası taşıyacağıma, her alışverişte bu harika çantayı yanımda bulundurmayı tercih ederim. Los Angeles merkezli Cast of Vices'ın tasarımı olan bu çantanın farklı renkleri var ve satış fiyatı 198 USD. Biraz pahalı ama kuzu derisinden yapıldığını ve çok "cool" olduğunu düşünürseniz buna değer.
Sinema, yemek, seyahat, lüks tüketim, iletişim teknolojileri ve günlük hayattaki şeylere dair ...
Alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Eylül 2012 Cumartesi
20 Aralık 2011 Salı
Azıcık aşım, dertsiz başım...
Son zamanlarda gerek obezite konusunda gerek diyabet konusunda daha çok uzman medyada beyanat vermeye başladı. Eskiden AIDS veya kanser çağımızın hastalığı olarak adlandırılırdı, şimdi obezite en büyük tehdit olarak gösteriliyor. Bilim adamı olmaya gerek yok. Açın eski albümleri; annelerinizin, teyzelerinizin 30-40 yaşındaki fotoğraflarına bakın, bir de aynı yaşta kendi halinize bakın. Çoğumuz en az 10 kilo daha tombul görünürüz, daha fenası, görünmekle kalmayız, öyleyiz.
3 Haziran 2011 Cuma
Modayı nereden takip ediyorsunuz?
Kendimi moda yazarı olarak adlandırmam. Fakat moda konusunda Tatlı Hayat'ta ilginç şeyler okuduğunu söyleyenler modayı nereden takip ettiğimi soruyor. Eskiden modayı dergilerden takip ederdik. Kadın ve moda dergilerine heyecanla bakar, dergide gördüğümüz bir giysiyi bir ünlünün üzerinde görünce "hah, ben bunu daha önce görmüştüm" derdik. Fakat şimdilerde dergiler modayı takip etmek için bir numaralı kaynak değil.
29 Mart 2011 Salı
E-ticaret nereye koşuyor?
İnternette en çok aranan sözcükler arasında "e-ticaret", "lüks alışveriş siteleri" ve "Türkiye'ye gönderim yapan e-ticaret siteleri"nin yakın zamanda gözle görülür bir biçimde arttığını sadece Tatlı Hayat'ın istatistiklerine bakarak bile söyleyebilirim. Yeni e-ticaret modellerinin oluşturulmasıyla deyim yerindeyse tüm dünyada bir "e-ticaret patlaması" yaşanıyor. Bundan ülkemiz de nasibini alıyor. Bizde de çok başarılı olan (ki bana göre bu başarı sürdürülebilir değil) "private shopping" sitelerinden dolayı, cebinde üç kuruş parası olan "ya, bir e-ticaret sitesi yapalım" diye ortalarda dolaşıyor. Sözün özeti, son bir yılda 60 küsur tane yeni "private shopping" ve "grup pazarlama" sitemiz oldu. "Hangisi daha iyi, birinin diğerinden ne farkı var?" diye soracak olursanız, pek fazla fark olmadığını söyleyebilirim.
2 Şubat 2011 Çarşamba
Böyle aşka kim "hayır" diyebilir?
Sevgililer Günü yaklaştığında her sene piyasaya kalpli-malpli birşeyler çıkar. Bu sene gördüklerim arasında en çok yukarıdaki resimde gördüğünüz Havaianas terlikleri beğendim. Bunlar, Havaianas'ın en güzel modeli değil belki, ama renkleri ve deseni kesinlikle hediye verdiğiniz kişiyi mutlu edecek cinsten. Bu kadar basit, şirin, işlevsel ve ucuz olmaları nedeniyle "az veren candan..." kategorisinde en favori hediye olmayı hak ediyor bence. Bir de bazı ülkelerde Sevgililer Günü yaza denk geliyor, mesela Havaianas'ın memleketi Brezilya'da... Bunu da göz önünde bulundurun, öyle karar verin : ))
NOT: Havaianas Türkiye web sitesinde bu modeli göremedim, Türkiye'de satılıp satılmadığını bilmiyorum. Amerika'daki satış fiyatı 24 Dolar.
NOT 2: Biraz önce gelen bir bültende ismilazımdeğil markalı bir el blender'ı Sevgililer Günü hediyesi olarak öneriliyor. Tamam, Sevgililer Günü satışların ve tüketimin tavan yaptığı bir dönem ama, el insaf! Romantizm öldü mü ya?
5 Aralık 2010 Pazar
Yılbaşı heyecanı sarınca
Yılbaşına daha bir ay var. Ama alışveriş merkezleri süslenmeye, caddeler ışıklandırılmaya başladı. Bu ay bütün dergilerde yılbaşı ile ilgili bir ek veya özel sayfalar var. Hepsi ansiklopedi kalınlığında. Hatta bazıları ajanda falan da veriyor.
Yılbaşı zamanı yaşanan bu heyecanı severim. Süsler, dekorlar, vitrinler... Tamam, bütün bunların alışverişi pompalamak için yapıldığını ben de biliyorum ama, olsun. Alışveriş yaparak mutlu olacaksak (kim olmaz?) bence mahsuru yok.
Yılbaşı zamanı yaşanan bu heyecanı severim. Süsler, dekorlar, vitrinler... Tamam, bütün bunların alışverişi pompalamak için yapıldığını ben de biliyorum ama, olsun. Alışveriş yaparak mutlu olacaksak (kim olmaz?) bence mahsuru yok.
13 Ekim 2010 Çarşamba
Tek taş out, "black" taş in!
İddialı başlığım ve iddialı açılış fotoğrafımla yeteri kadar ilginizi çekebildiysem ne mutlu bana! Bu yazının konusu resimdeki yüzüğün temsil ettiği siyah pırlanta (black diamond) modası. Sex and the City 2'de (hani bizde gösterime gir-e-meyen) Mr. Big'in Carrie Bradshaw'a "çünkü sen başkalarına benzemiyorsun" diyerek evlenme teklif ettiği yüzük. Sarah Jessica Parker'ın kimsenin hayallerini kadını olmadığını ve bunun sadece bir film olduğunu bir yana bırakalım, gerçeğe dönelim: Artık kadınlar tek taş pırlanta yüzük değil, siyah pırlanta sahibi olmak istiyor. Çünkü çok moda...
6 Ekim 2010 Çarşamba
Ünlü markaları internetten satın alabileceğiniz en iyi adresler
Ünlü markaları internet üzerinden daha ucuza almak ya da Türkiye'de bulunmayan modelleri araştırmak için internet üzerinden satış yapan en iyi sitelerle ilgili yazım bu ay Harper's Bazaar dergisinde (Ekim 2010 sayısı) yayınlandı. Tatlı Hayat'ta ne zamandır yazmayı planladığım e-ticaret top 10 listesinde bu sitelerin başı çektiğinden şüpheniz olmasın.
Çoğunluğu giysi ve aksesuvar satan ve tamamı Türkiye'ye gönderim yapan bu siteler sadece kadınlara yönelik değil. Tatlı Hayat'ın erkek okuyucuları! Bu bölümü atlamayın lütfen.
Çoğunluğu giysi ve aksesuvar satan ve tamamı Türkiye'ye gönderim yapan bu siteler sadece kadınlara yönelik değil. Tatlı Hayat'ın erkek okuyucuları! Bu bölümü atlamayın lütfen.
1 Ağustos 2010 Pazar
Türkiye'ye gönderim yapmayan sitelerden alışveriş yapmak
Yakında altı aylığına Amerika'ya gidecek bir arkadaşımla, orada yaşamanın kendisine pahalıya mal olacağını konuşuyorduk. "Eşe dosta haber ver, parcel forwarding (paket iletisi) yaparsın" dedim. Yani Türkiye'ye gönderim yapmayan internet sitelerinden alışveriş yapanların Amerika'daki posta adresi olarak çalışır ve harçlığını çıkarırsın demek istedim. Böyle bir iş modeli var çünkü...
25 Mayıs 2010 Salı
Hangi yiyecek sağlıklı, hangisi değil?
Zaman zaman D&R'da kitap karıştırırım. Bu hafta bakınırken Michael Pollan'ın Food Rules (Yiyecek Kanunları) adlı kitabı geçti elime. Şöyle bir bakıyordum. Okumaya başladım. 15 dakika sonra kitap bitti, benim kafamdaki soru işaretleri de gitti...
13 Mayıs 2010 Perşembe
Paranın satın alabileceğinin en iyisi...
Bir makineden ne satın almak istersiniz? Meşrubat, bisküvi, metro jetonu... Ya da kağıt mendil, hijyenik ped gibi şeyler... Hayal gücünüzü çalıştırın...
10 Nisan 2010 Cumartesi
Akaretler Yokuşu'nu çıkmak için iki iyi neden - II
Akaretler Yokuşu'nun yukarı tarafında, Valideçeşme'ye yakın sağ kolda Housez Suites adında bir otel var. Otelin girişinde eskiden Pomodoro diye bir İtalyan lokantası vardı. Şimdi orası bir şarküteri-kafe. Yani hem alışveriş yapabiliyorsunuz hem de oturup birşeyler yiyebiliyorsunuz. Rani markalı organik ürünler satılıyor.
2 Nisan 2010 Cuma
Tuttuğun altın olsun! (Yediklerin neden olmasın?)
Takip ettiğim bloglardan birinde (The Urban Grocer) resmini gördüğünüz yiyecek boyasını gördüm. Domatesi altın rengine boyamak pek iyi bir fikir olmayabilir ama, yiyeceklerin sunumuna önem verenler için harika bir haber doğrusu. Esslack spreyin altın ve gümüş renginde olanları var. Sağlığa zarar vermeyen bu gıda boyası ile bence harika pasta dekorları yapılabilir. Ahududu, çilek gibi küçük meyvelerin boyandığında harika görünebileceğini hayal ediyorum.
Esslack sprey bir Alman sitesi olan Deli Garage'da satılıyor diye yazılmış haberde. Deli Garage'a girdiğimde ürün stokta kalmadı uyarısını gördüm.
NOT: The Urban Grocer da, Deli Garage da internet üzerinde yaratıcılığın şahikası iki site. Bu gibi iş modelleri hakkında bir yazı yazmayı da planlıyorum.
Esslack sprey bir Alman sitesi olan Deli Garage'da satılıyor diye yazılmış haberde. Deli Garage'a girdiğimde ürün stokta kalmadı uyarısını gördüm.
NOT: The Urban Grocer da, Deli Garage da internet üzerinde yaratıcılığın şahikası iki site. Bu gibi iş modelleri hakkında bir yazı yazmayı da planlıyorum.
21 Mart 2010 Pazar
Komşu Fırın'ın Osmanlı Ekmeği
Geçtiğimiz hafta Komşu Fırın'dan bir ekmek aldım. Bugün Pazar ve hala aynı keyifle yiyorum, ekmeği henüz bitiremedim. Yeni ürün Osmanlı Ekmeği. Resimde gördüğünüz gibi kocaman bir somun. Kabaca 600-700 gr. gelir. Üzeri irmikle kaplı. İçinde irmik ve zeytinyağı var. Kabuğu çıtır, içi yumuşak ama sünger gibi değil. Dilimleri kocaman. Resimdeki dilimler fazla gözenekli, benim aldığım ekmeğin gözenekleri bu kadar büyük değil. Ekmeğimi kesekağıdıyla birlikte ağzı kapalı bir poşette tutuyorum, hala bayatlamadı. Şiddetle tavsiye ederim. Burada basın bülteninden ürün tanıtımı yapıyormuş gibi oldu ama, gerçekten çok beğendiğim için bu ekmeği tavsiye etmek istedim. Bu dolgun ekmeği yedikten sonra, bakkal ekmeklerinin ya da paketli ekmeklerin bu kadar hafif olması için neden yapıldığını merak ediyor insan...
16 Mart 2010 Salı
Ayakkabılarınızı nerede çıkarıyorsunuz?
Geçenlerde, Türk toplumunun farklı kesimlerinin sosyo-ekonomik statülerinin açılımını yapan bir araştırma paylaşıldı Facebook'ta. Hani reklamverenlerin A, B, C diye gruplandırdığı insanlar var. Gelir düzeyi ve yaşam biçimlerine göre sınıflanıyorlar. Her marka kendini bu grupların bütçeleri ve tüketim alışkanlışklarına göre konumluyor hani... İşte o araştırmanın detaylarını paylaşacağım sizinle. Benim dikkatımı çeken sosyo-ekonomik statünün belirlenmesinde gelir, yaşam standardı, teknoloji kullanımı gibi kriterlerin yanı sıra eve girerken ayakkabı çıkarma alışkanlığı oldu. Ayakkabınızı kapının önünde mi yoksa içeride mi çıkardığınız sosyo-ekonomik statünüzü belirlemede bir kriter oluyor. Ayakkabılarını yatağa girene kadar çıkarmayanlar bu ölçekte yok, ama öyle insanlar da var. İşte bu ilginç araştırmanın sonuçları:6 Mart 2010 Cumartesi
Pembe haber: Benicio Del Toro, Magnum reklamlarında
Hafta sonu içiniz açılsın diye koydum bunu. Benicio Del Toro, Magnum reklamlarında oynayacak. Filmekimi'nde toplam 6 saat Che izlediğimden bu yana bir Benicio Del Toro yazısı yazacağım. Kurtadam'ı izleyeyim de ondan sonra yazayım diye kasmıştım. Ben o yazıyı yazana kadar bununla idare edin. İyi hafta sonları.
2 Mart 2010 Salı
Harcıalem couture olur mu? (*)
Ünlü modacı Sonia Rykiel'in H&M için tasarladığı özel koleksiyon geçtiğimiz kışa damgasını vurdu. Moda ile ilintili hemen hemen bütün sitelerde reklamlarını gördük. Şimdilerdeyse Jean Paul Gaultier'nin Target için hazırladığı koleksiyonun tanıtımı dönüyor. H&M de Target da bana göre harcıalem markalar. Peki couture tasarımcıların bu harcıalem markalarla işi ne?
18 Şubat 2010 Perşembe
Lüks ölmedi, içimizde yaşıyor...
İnternette rastladığım bir yazıda ünlü moda tasarımcısı Carolina Herrera'nın "lüks geri döndü" türünden sözlerinin yer aldığı bir röportajdan bahsediliyordu. Özetle, Carolina Herrera'nın gözlemlerine göre ekonomik durgunluğun geçtiği ve lüks tüketimin yeniden başladığı yazılıyor. Acaba gerçekten öyle mi?Dünyaca ünlü bir modacı olarak Carolina Herrera'nın müşteri kitlesinin lüks tüketimin başını çeken kişiler olduğuna şüphe yok (Herrera'nın butiklerinde giysi fiyatları 1.500 ile 10.000 dolar arasında değişiyor). Ekonomik kriz zamanında lüks tüketimde bir gerileme olduğunu da hepimiz biliyoruz. Carolina Herrera, müşterilerinin hala temkinli olduğunu ve eskiden elbiselerini ikişer-üçer alan müşterilerinin bile sadece en beğendiği parçayı aldığını söylüyor. Buna rağmen yakın zamanda açılan Las Vegas butiğinde 7.900 Dolarlık bir elbise, deyim yerindeyse "peynir-ekmek gibi" satmış.
Bu haberi okuyup, Amerikan ekonomisinin iyiye gitmekte olduğuna ilişkin çıkarımlar yapılabilir. Haberde yer alan ve benim dikkatimi çeken bir diğer bilgi ise Herrera'nın tasarımlarından, moda ve lüks anlayışından vazgeçmeden maliyetleri, doğal olarak da satış fiyatlarını düşürdüğüydü. Tabii ipekli kumaşlardan lüks gece elbiseleri yaparken maliyeti düşürmek için terzilerinizi işten çıkaramazsınız. Bu nedenle Carolina Herrera markasında fiyatlar ancak %10 kadar düşmüş. Öte yandan Herrera, CH Carolina Herrera adında daha ucuz bir alt marka oluşturmuş. Bana göre bu, kısır döngüsel bir çelişki. Çünkü siz lüks tüketim azaldığı için alt markalar oluşturuyorsunuz fakat alt markalar tüketiciyi bir şekilde lüks tüketime yönlendiriyor. Lüks tüketimde talep artınca fiyatlar da artıyor ve bu da lüks tüketimin azalmasına neden oluyor.
27 Ocak 2010 Çarşamba
T-shirt'ünüz konuşacak...
Geçenlerde Facebook üzerinden gelen bir linki paylaşmak istiyorum: Tasarımcı Bülent Fidan'ın da aralarında bulunduğu bir grup genç tasarımcının özel olarak hazırladığı desenler, t-shirt'lere basılarak internet üzerinden satılıyor. Atelier Creart'ın web sitesinde bu desenleri inceleyebilirsiniz. T-shirt baskısı yapan başka sitelerden farklı olarak, Atelier Creart'ın desenlerini grafik olarak çok başarılı bulduğum için sizlerle paylaşıyorum. Özellikle Geleneksel-Kültürel başlığı ile kategorize edilen desenler, bilinen turistik baskılardan çok daha havalı, çok daha cool. Mesajıyla, deseniyle, tasarımıyla adeta konuşuyor... Kırkpınar Yağlı Güreşleri ve Karagöz-Hacivat temalı olanları çok beğendiğim için burada resimlerine yer veriyorum. Siz de beğendiklerinizi yorumlara yazabilirsiniz.
11 Ocak 2010 Pazartesi
Louis Vuitton'dan Animania serisi
Louis Vuitton, 2010 yılına hayli esprili bir aksesuvar serisiyle giriyor: Animania. Bozuk para cüzdanı, anahtarlık, fular ve çanta süsü (charm) olarak deri, metal ve kumaş üzerine çalışılmış minik hayvan figürleri koleksiyonun temelini oluşturuyor. Koleksiyonun hoş bir hikayesi de var: Louis Vuitton'un sahibi olan Vuitton ailesi geçmişte ahşap oyuncaklar yaparmış. Gaston Louis Vuitton'un karısı olan Renee Vuitton, uzun yıllar boyunca özel merakından dolayı bu ahşap oyuncakları toplamış ve büyük bir koleksiyon oluşturmuş. Hatta 1954 yılında (Maison Louis Vuitton'un 100. kuruluş yıldönümünde) Louis Vuitton Avenue Marceau mağazasının açılışında mağazanın bir katını bu oyuncak koleksiyonuna ayırarak, ailenin hatırasını canlandırmış. Daha sonra mağazadan kaldırılan ama korunmaya devam edilen bu koleksiyondaki horoz, sincap, tavşan, kuş gibi hayvanlar Animania koleksiyonuna ilham vermiş.
Louis Vuitton hayranlarının takip etmesini şiddetle tavsiye edeceğim blog I LVoe LV'da bu hikayenin ayrıntılarını bulabilirsiniz. Koleksiyonda fularlar 220 Dolar'dan, bozuk para cüzdanları 500 Dolar'dan satışa sunuluyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















