12 Ocak 2012 Perşembe

Peki bunun şeyi nerde?


İnternette dolaşırken yukarıda resmi olan çaydanlığı gördüm. Çaydanlığın adı Sorapot, parlak çelikten yapılanı 250 Dolar, mat olanı 200 Dolar. Genç tasarımcı Joey Roth tarafından mimariden ilham alarak tasarlanan bu çaydanlık, bizim "French press" diye bildiğimiz kahve demliğinin yatay olanı. "Görüntüsü güzel de, işe yarıyor mu peki" derseniz, aşağıdaki videoyu izleyin. Yaşlı insanlara bu tarz "fazla modern" bir şey gösterdiğinizde nasıl çalışacağını anlamayıp "peki bunun şeyi nerde?" diye sorarlar. Yani "elektrikle mi çalışıyor, nasıl çalışıyor bu?" anlamında... Açıkçası ben de bu çaydanlığın ocağa ya da ateşe nasıl konacağını düşündüm ilk önce. Cevabı videoda...

20 Aralık 2011 Salı

Azıcık aşım, dertsiz başım...


Son zamanlarda gerek obezite konusunda gerek diyabet konusunda daha çok uzman medyada beyanat vermeye başladı. Eskiden AIDS veya kanser çağımızın hastalığı olarak adlandırılırdı, şimdi obezite en büyük tehdit olarak gösteriliyor. Bilim adamı olmaya gerek yok. Açın eski albümleri; annelerinizin, teyzelerinizin 30-40 yaşındaki fotoğraflarına bakın, bir de aynı yaşta kendi halinize bakın. Çoğumuz en az 10 kilo daha tombul görünürüz, daha fenası, görünmekle kalmayız, öyleyiz.

26 Kasım 2011 Cumartesi

Ölümsüz olmak ya da olmamak (Immortals - Ölümsüzler: Tanrıların Savaşı)

Şu sıralar sinemalarda Immortals ya da Ölümsüzler: Tanrıların Savaşı adıyla gösterilen filme henüz gitmediyseniz,  filme gidip gitmeyeceğinize karar vermeden önce bu yazıyı okumanızda fayda var...

12 Kasım 2011 Cumartesi

11.11.11


Teşvikiye'de yeni açılan pasta butiği The Cupcakery'den sevgili Burcu Esin, 11.11.2011'in anısına bu cupcake'i ikram etti. Tadı da görüntüsü kadar nefis olan bu mini minnacık pasta, harika bir doğumgünü hediyesi oldu. Burcu bu minik sanat eserlerini sipariş üzerine yapıyor. Vanilyalı, çikolatalı veya nasıl arzu ederseniz öyle hazırlanan bir hamurun üzerine, yine arzu ettiğiniz renklerde ve malzemeyle süsleme yapıyor.

Geleneksel Amerikan tarzı cupcake'in üzerinde ''frosting'' denilen bir krema tabakası oluyor. Resimde gördüğünüz tarzda beyaz bir krema (aslında gıda boyası ile çok farklı renklerde yapmak mümkün). Frosting, tereyağ ve pudra şekeriyle yapılıyor ve oldukça yoğun bir şey. Fakat cupcake'in altındaki hamuruyla birlikte gayet uyumlu.

Tanıdığım pastacılar, genellikle Türkler'in bu kremadan pek hoşlanmadığını ve cupcake'lerin çok beğenilmesine rağmen istene düzeyde satılmadığını söylüyorlar. Benim Türkler'e cupcake satmak isteyen pastacılara önerim, cupcake'lerin üzerine yapıştırıcı gibi incecik bir tabaka frosting sürüp, üzerini bol file badem ya da fındık ile kaplamaları... Portakal kabuğu rendesi falan gibi başka yaratıcı çözümler de bulunabilir. Ne dersiniz?

20 Ekim 2011 Perşembe

Strawberrynet Türkiye'ye gönderim yapmaya başladı

Bu sabah Strawberrynet'ten gelen bir duyuruyu derhal paylaşmak istedim:
Strawberrynet Türkiye'ye gönderim yapmaya yeniden başladı. Duyuruda, yasal vergisiz sipariş paket sınırı olan 150 Euro'yu göz ardı etmemiz (aslında 75 Euro'ya indirildi), dilediğimiz kadar alışveriş yapabileceğimiz yazıyor. Yasaya göre kozmetik sipariş edemiyorduk, duyuruda tüm ürünlerin ithalatı yapılmış ve vergisi ödenmiş olduğu ifade ediliyor. Bu demek oluyor ki Strawberrynet Türkiye'de ofis ya da depo kurdu ve ürünleri ticari (ve yasal) yoldan Türkiye'ye sokup, yurt içinden postalayacak. Duyurunun tamamını buradan görüntüleyebilirsiniz.

10 Eylül 2011 Cumartesi

Blogger'lar nasıl para kazanır?

Daha önce "blogger"lığın bir meslek olup olmadığı konusundaki görüşümü Tatlı Hayat'ta yazmıştım. Blog yazmayı seven, bu işe ciddi mesai harcayan insanların sayısı azımsanmayacak kadar çok. Aralarında "Madem bu kadar zaman harcıyoruz, bari biraz para kazansak..." diye düşünenler de var. Blog yazmak içten gelen bir motivasyonla gönüllü olarak yapıldığına göre, karşılığında manevi tatmin dışında bir şey beklerseniz, "oyunun kurallarını sen koy" durumu ortaya çıkıyor, çünkü mevcut oyunun kurallarında para kazanmak yok. En azından blogger'lar için...

3 Haziran 2011 Cuma

Modayı nereden takip ediyorsunuz?

Kendimi moda yazarı olarak adlandırmam. Fakat moda konusunda Tatlı Hayat'ta ilginç şeyler okuduğunu söyleyenler modayı nereden takip ettiğimi soruyor. Eskiden modayı dergilerden takip ederdik. Kadın ve moda dergilerine heyecanla bakar, dergide gördüğümüz bir giysiyi bir ünlünün üzerinde görünce "hah, ben bunu daha önce görmüştüm" derdik. Fakat şimdilerde dergiler modayı takip etmek için bir numaralı kaynak değil.

20 Mayıs 2011 Cuma

Küstüm, oynamıyorum...

Bir süredir erişim engeli olduğu için kendi bloguma erişemiyor ve yeni yazı yazamıyordum. Bugün yarın engel kalkar derken, Nisan ayında yeni bir engelle karşılaştık. Yurt dışından satın alınan kozmetik ve gıda ürünlerine bedeli ne olursa olsun (150 Euro'dan az olan alışveriş vergiden muaftı) gümrük vergisi uygulanacağı, üstelik kişi başına yılda 5 defa olmak üzere sınırlama getirileceği haberini duyduk.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails